10/11/2006 ·

ATAM İZİNDEYİZ


68 yıl önce aramızdan ayrılan Kurtuluş Savaşı‘nın Önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK, bazılarının zannettiği ve öyle göstermek istediği gibi ateist , komünist ya da laikliği dinsizlik olarak yorumlayan bir şahsiyet değildi. O ölüme yüce Allah ‘ ın selamı ile gidecek kadar dinine bağlı, yüce bir şahsiyetti. Nitekim Atatürk ‘ ün sofra arkadaşı ve o dönem Gaziantep milletvekili Kılıç Ali ‘ den nakledildiği üzere Ata ‘ nın ölüm döşeğinde son sözü ‘’ve aleykümselam‘’ olmuştur.

Giderken gözü arkada kalmamıştı , gönlü rahattı. Milletine sarsılmaz , yıkılmaz bir Cumhuriyet , onurlu bir bağımsızlık ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir Türkiye emanet ediyor olmanın haklı gururunu taşıyordu.

Bu emanetleri koruyabilmesi için ‘’ İlke ve İnkılaplar ‘’ bırakmıştı Türk Gençliğine … Gençlik ise Atatürk ‘ ün İlke ve İnkılaplarına , geçmişine , aydınlık hedeflerine bağlı , kültürüne , milletine , maneviyatına , vatanına sadık bir gençlik olabilmeyi ne kadar başarabildi ? Gençlik acaba üzerine düşen vazifeyi layık – ı veçhi ile anlayabilmiş miydi ? Vazifesinin öneminin idrakında mıydı ?

Kimileri O Ulu Önderi ve O ‘ nun yüce fikirlerini siyasi çıkarlarına alet etti ve bunu kullanarak tüm manevi değerlerimize saldırırken sanki Atatürk ‘ ün fikirleriymiş gibi göstererek hakaret etme hakkını kendilerinde bulabildiler. Kimileri Atatürk ‘ ü böyle dinledi , böyle bildi , yalancı ağızlardan kulaklarına dolan yalancı cümlelerle… kimileri de bir din düşmanı , bir İslam karşıtı gibi göstererek , cahil halkın vicdanı ile oynamaya kalktılar. Dini duyguları istismar ederek , Cumhuriyet aleyhtarlığı yaptılar…

Bazıları da Ata ‘ yı öyle anlattılar ki : ‘’ O , yüce bir insandı. ‘’ , ‘’ O , eşi zor bulunur bir dehaydı ve dava adamıydı. ‘’ demek yerine , ‘’ Öyle bir insan bir daha asla gelmez. ‘’ demeyi tercih etti ve Atatürk ; asla eleştirilemeyen , yanlışları olmayan bir tabu haline getirildi. Öyle ki gençler ; ‘’ ne yaparsak yapalım biz zaten Atatürk gibi olamayız .’’ diye düşünüp , Atatürk gibi davranma hayallerinden vazgeçtiler.

İşte bunlar , bu dar zihniyetler , bütünüyle hepsi Atatürkçülüğe karşı en tehlikeli görüşlerdir.

Atatürk Gençliği ;

Bu tip zihniyetleri iten , Atatürk olma hayallerinden , muasır medeniyetler seviyesine çıkma hayallerinden vazgeçmeyen , bu hayallerini gerçekleştirme mücadelesi içinde de Cumhuriyetin ilkelerinden maddi – manevi değerlerinden , bağımsız , ayakta , dimdik bir Türkiye gerçeğinden asla taviz vermeyen , milli , kültürel değerlerine sadık , ilime – bilime önem veren , geçmişine sahip çıkarken yüzü geleceğe , aydınlığa dönük , Milliyetçi Türk Gençliğidir.

Bizler BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ olarak , Alperenler olarak vatanına bağlı , Cumhuriyetine bağlı , Milliyetçi Türk Gençliği olarak , tüm bu değerlere , Atatürk İlke ve İnkılaplarına ve bizlere emanet ettiği bu Cumhuriyete , TÜRKİYE CUMHURİYETİ ‘ ne kanımız , canımız pahasına da olsa sahip çıkacağımıza söz veriyoruz. ATAM İZİNDEYİZ , diyoruz.

Gafil hangi üç asır , hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır
Bilinen tarihler söylememiş bunu.
Kalkıyor örtüler , örtülen doğacak ,
Dinleyin sesini doğan tarihin.
Aydınlıkta karaltı , karaltıda da şafak ,
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.
Asya ‘ nın ortasında OĞUZOĞULLARI ,
Avrupa ‘ nın Alplerinde Oğuz Torunları ,
Doğu ‘ dan çıkan biz , Batı ‘ dan yine biz ,
Nerde olsa , ne olsa kendimizi biliriz.
Hep insanlar kendilerini bilseler ,
Bilinir o zaman ki , hep biziz.
Türk sadece bir ulusun adı değil ,
TÜRK , BÜTÜN ADAMLARIN BİRLİĞİDİR.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar ,
Ey yığın yığın insan gafletleri !
Yırtılsın gözlerde ki gafletten perde ,
Dünya o zaman görecek hakikat nerde ?
HAKİKAT NERDE ?

M. KEMAL ATATÜRK
( Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle Bilinmeyen M.K. Atatürk – s.257 )

‘’ Artık durumu düzeltmiş olmak için mutlaka Avrupa ‘ dan öğüt almak , bütün işleri Avrupa ‘ nın emellerine göre yürütmek , bütün dersleri Avrupa ‘ dan almak gibi bir takım düşünceler belirdi. OYSA HANGİ BAĞIMSIZLIK VARDIR Kİ , YABANCILARIN ÖĞÜTLERİYLE , YABANCILARIN PLANLARIYLA YÜKSELEBİLSİN ? TARİH BÖYLE BİR OLAY KAYDETMEMİŞTİR.

TÜRKİYE , HİÇBİR MİLLETİ TAKLİT ETMEYECEKTİR.

TÜRKİYE , NE AMERİKALAŞACAK , NE BATILILAŞACAKTIR. O SADECE ÖZLEŞECEKTİR. ‘’

GAZİ M.K.PAŞA
(Tarihi Gerçekler Işığında Belgelerle Bilinmeyen M.K.Atatürk – s.43 )


ATAM İZİNDEYİZ.
BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ KADIN KOLLARI

BBP Hanım Kolları Genel Başkanı
Banu Özkara

Yorum (yok) Yorum yaz!

5/11/2006 ·

ALPEREN OCAKLARI GENEL BAŞKANIN'DAN ALPERENLERE AÇIKLAMA

            

Değerli Dava Arkadaşlarım, Yiğit Alperenler:

            Aziz Milletimizin ateşle imtihan edildiği bir dönemin siyaset yapıcıları olarak, her geçen gün daralan çembere karşın her geçen ün büyüyen inanç halkamızın umudunu taşıyoruz.

            Değerli ülküdaşlarım , memleketimizin her zerresine serpiştirilen ayrılık tohumları nihayet meyvelerini vermeye başladı .Pandora’ nın kutusu açıldı. Kötülükler dökülmeye başladı. Kardeşlik ve demokrasi çığırtkanlarının bölücülerin kılcını sallamaları artık aşina oldu. Dışarıdaki düşmanın içerideki izdüşümleri kendilerini gizlemek noktasındaki gayretlerinden sarfınazar etmeye başladılar. Her biri birer ALİ KEMAL rahatlığı içerisine demokrasinin himayesinde, olmayan görüşlerini açıklıyor ve bu görüşlere taraftar bekliyorlar. Ancak içeriden bulamadıkları taraftar her zaman dışarıdan geliyor. Bu destek kimi zaman bir Nobel ödülü olarak ve kimi zaman da mahkeme kapısında sivrilen Avrupalı bürokratla tecessüm kazanıyor. İşbirlikçiler de ,salladıkları kılıçların sahipleri de bir bir dökülmeye başlıyor.

            Verilen destek unutmamak gerekir ki her zaman Avrupa’nın istediği TÜRK modelini ortaya koymaya da yarıyor. İngilizce şarkıyla katıldığımız organizasyonda EUROVİZYON ödülü almamız , Ermenileri katletmek itirafında (iftirasında ) bulunan yazara Nobel ödülü vermek , kadının bütün cinselliğinin sömürüdüğü film çekildiğinde ALTIN AYI ödülü vermek…İşte istenilen TÜRK modeli bu olsa gerek. Avrupa aziz milletimizi maşaları vasıtasıyla PAVLOV köpeği gibi şartlandırarak istenilen yapıldığında ödül vermek , onurlu duruşu cezalandırmak yoluyla bizleri tariflere uygun şekilde başkalaştırma arzusunu taşıyor.

            Tarihten gelen ve Avrupalının değiştirmemekte direndiği bu barbar alışkanlığı neticesinde  bu milletin hürriyetinden taviz vermeyeceğini ve başkalaşmayacağını  defalarca göstermiş olmamıza rağmen huylu huyundan vazgeçmiyor.

            Ne hazindir ki , sevaba ve günaha , acıya ve zafere , gözyaşı ve kedere , zıtlıklardaki birliğe , çokluktaki tekliğe ortak olmuş çileyle yoğrulmuş olan bu milletin evlatları bu barbarlığa karşı göstermiş oldukları diri ve dik duruşun bedelini ödemek zorunda bırakıldılar.

            Bu bedel Çanakkale’de toprağın rengini değiştirecek kadar ağır oldu. Bugün bütün açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki , milletimin evlatlarından beklenen yine bu tavrı ortaya koymak yine direnmek , emperyalizme karşı etten duvarlar örmektir. Ancak bugün için toprağın rengini değil edebiyatın , sanatın, politikanın rengini değiştirmek daha elzem ve daha gereklidir. Zira Batıyı bu fütursuz barbarlığa sevk eden asli neden politik acziyet ve de aydın zafiyetidir. Bu nedenle öncelikle memleket evlatlarının politikaya ilgi duymaları , edebiyata sadakat göstermeleri ve de toplumsal zaafiyet oluşturan yaraların mehlemi olmaya talip olmaları şarttır. Bundan hariç çabaların kanseri aspirinle tedavi etmek kadar nafile bir gayret olduğu unutulmamalıdır. Alkışlanan aydın ve de ödüllendirilen aydın modelinin şartlandırılmışlığı ile birer pavlov köpeğine dönmüş bulunan her biri mahkeme kapılarında Türklüğü Tahkir gibi aşağılık suçlardan sanık sözde aydınlar,unutmamak gerekir ki memleket sevgisini kahve sohbetlerinde göstermek dışında bir gayret göstermeyen  sözde memleket aşıklarının boşaltmış bulunduğu sahalarda gezinmekte ve de bu nedenle bu kadar rahat davranmaktadırlar.  Bu boşluk ancak ve ancak iyi yetişmiş ve her alanda iddia ve inanç  sahibi Alperenlerin çabaları ile dolacaktır.

            İzah edilen bu gerekçeler , misyonumuzun dayanağı , mücadelemizin gerekçesi olup , tüm ülküdaşlarımızın bu çizgi doğrultusun da özveri ile ve de hak bildikleri mücadeleyi sabır ve kararlılıkla sürdürmeleri gerekmektedir. Tüm ülküdaşlarımıza Allah’tan sabır ve zafer diliyorum .. 

Yorum (yok) Yorum yaz!

4/11/2006 ·

YAZICIOĞLU, BAHÇELİ’YLE TELEFONLA GÖRÜŞTÜ

                             

 

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, ağabeyi vefat eden, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi arayarak, başsağlığı diledi.

Yazıcıoğlu, üzüntüsünü dile getirerek, Bahçeli’ye ve acılı ailesine başsağlığı ve merhuma Allah’tan rahmet dileklerini iletti.

Bahçeli de Yazıcıoğlu’na teşekkürlerini sunarak, şükran duyduklarını söyledi.


4 Kasım 2006

Yorum (yok) Yorum yaz!

28/10/2006 ·

BAYRAM MESAJI

         

 

Türk Milleti’nin aydınlık yarınlarını oluşturan, tarih sahnesindeki yerini ve önemini bir kez daha gösteren bu büyük günü, birlik ve beraberlik içinde geçirmemizi diler, bize bu aydınlık mirası bırakan atalarımızı saygıyla anarız.

Bayramımız kutlu olsun..

 

Selahattin TOSLU

BBP Giresun İl Bşk. 

Yorum (yok) Yorum yaz!

28/10/2006 ·

ATB’DEN FRANSA’YA TEPKİ

          

 

Avrupa Türk Birliği (ATB), Avrupa Ülkelerinde Fransız Büyük Elçiliklerine siyah çelenk bırakıyor.
Frankfurt Merkezdeki çelenk Eylemi bizzat ATB Genel Başkanı Sayın Recep YILDIRIM'ın kontrolünde gerçekleşti. İsmail Canık, Adil ÖZKAN, Hasan KARAHUŞ olmak üzere ATB Başkanlık divanı da katıldı...
Bilindiği üzere Avrupa ülkelerinde sözde Ermeni katliamı hususunda birtakım kararlar alınmış ve uygulama safhasına sokulmuştu. Bu yanlış ve maksatlı tutumun son halkası Fransa’da alınan karardı.

Bu karar sonrası Türkiye’ye karşı takınılan menfi tavır, Avrupa Türklerini rahatsız ve tedirgin etti.
ATB olarak bu durum yetkili makamlara iletilmiş, sosyal huzurun bozulması noktasındaki endişeler dile getirilmişti. ATB Başkanı Recep Yıldırım, tepkilerini dile getirmeye devam edeceklerini açıkladı.
Bu bağlamda ATB demokratik haklarını kullanarak bir kaç aşamalı EYLEM PLANI hazırladı.
Bu Eylem Planının ilk adımı 28 Ekim 2006 Cumartesi günü Avrupa’da birçok merkezde Fransız Büyükelçiliklerine, EŞ ZAMANLI SİYAH ÇELENK bırakılarak. talep mektubunun verilmesi şeklindeydi.
Ayrıca ATB bu talebini 4 Dilde basın açıklaması ile kamuoyuna duyurdu.
ATB Yöneticileri Fransa’nın tavrına göre EYLEMİN DİĞER AŞAMALARININ UYGULANACAĞINI söylediler!..

ATB Genel Başkanı Sayın Recep Yıldırım’ın basın açıklaması:

12 Ekim 2006 tarihinde Fransa Meclisinde 19 ret oyuna karşılık 109 oyla kabul edilen Sözde Ermeni Soykırımını inkar etmenin suç sayılma yasa teklifinin kabul edilmesi demokrasi, insan hakları ve fikir özgürlüğünü savunan Fransa’nın tarihine kara bir leke olarak geçecektir.
Tarihte yaşanan olayların parlamentolarda oylama sonucunda karara bağlanmasını siyasi ve tek taraflı bir tutum olarak nitelendiriyor ve Fransa Meclisinin aldığı bu kararı tanımıyoruz.
Eğer Fransa’nın veya Ermeni tarafının böyle bir iddiası varsa, Uluslar arası bir mahkemede bu dava görülür ve tarihi belgeler burada değerlendirilerek neticeye varılırdı. Oysa Fransa Meclisi Hukukun üstünlüğünü hiçe sayarak tarihi ve hukuki bir cinayete sahne olmuştur.
Fransız meclisi aldığı bu çirkin kararla, 73 milyon Türk’ü katil çocukları olarak nitelendirdi. Diğer taraftan her hangi bir uluslar arası mahkeme kararı olmadan aldığı tek taraflı bu kararı tanımayanlara hapis cezası uygulaması ise fikir özgürlüğüne de indirilmiş en ağır darbedir. Önümüzdeki yıllarda Fransa’nın gerçek demokrasiye kavuştuğunda kendi çocukları meclislerinin aldığı bu karardan dolayı utanacaktır.

Biz Türk milleti ve bu milletin Avrupa’da uzantıları olarak 12 Ekim gününü kara bir gün olarak hafızalarımıza kazımış bulunuyoruz. Fransız meclisinin aldığı bu çirkin kararın Senatodan geçmeyeceğini ve bu yanlıştan geri dönüleceğini ümit ediyoruz.

Tarihi olaylar tarihçilere, ilim ve bilim adamlarına bırakılmalıdır!..

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »