2/2/2007 ·

BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ GİRESUN

 

   

Yorum (4) Yorum yaz!

1/2/2007 ·

Yeni sitelerimiz

 

   İlgili Amblemin üstüne tıklayınız...

 

           

Yorum (yok) Yorum yaz!

1/2/2007 ·

PARTİMİZE TARİHİ KATILIMLAR DEVAM EDİYOR

 
Kasım ayında yapılacak seçimler öncesi Büyük Birlik Partisi, kuruluş tarihinin en hareketli günlerini yaşıyor.
3 Şubat 2007 Cumartesi günü, saat 11.00’de Ankara Sürmeli Oteli’nde ikinci büyük katılım törenimiz gerçekleştirilecek.
Devletin çeşitli kademelerinde görev yapmış eski üst düzey bürokratlar, çeşitli siyasi partilerden birçok ‘ÖNEMLİ” isim BÜYÜK BİRLİK saflarına katılıyor.
Genel Başkanımız Sayın Muhsin Yazıcıoğlu, tüm gönüldaşlarımızı katılım törenimize davet ediyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

31/1/2007 ·

Namık Kemal Zeybek ile Söyleşi

                    

Kanal D Haber Ankara Koordinatörü Erhan Karadağ: Namık Kemal Zeybek çok ilginç bir dönemde parti değiştirdi. Parti değiştirdiği nokta milliyetçilik ekseninde siyaset yapan iki parti arasında yer değiştirdi. Türkiye milliyetçiliği tartışırken milliyetçilik iyi mi, ne kadar milliyetçilik gerekli, halk milliyetçilik tartışmalarından nasıl etkileniyor tartışmalarından nasıl etkileniyor diye tartışılırken Namık Kemal Zeybek MHP’ den ayrıldı ve Büyük Birlik Partisi’ ne geçti. Efendim Büyük Birlik Partisi ne geçtiğinizden bu tarafa, iki gündür, ne gibi tepkiler alıyorsunuz? İlk değerlendirmeler ne oldu?

Namık Kemal Zeybek (BBP Genel Başkan Başdanışmanı) :
Efendim tepkiler şöyle. Birçok arkadaşımız, “Neden bize haber vermediniz? Biz de sizinle birlikte girmek isterdik diyorlar. Biz de onları not alıyoruz. İnşallah gelecek haftalarda yapacağımız giriş toplantılarında, onlar da partiye dâhil olacaklar. Başka; ben şahsen olumsuz bir tepki almış değilim.

E.K. : Milliyetçilik konusuna biraz sonra gireceğim. Türkiye bu günlerde en çok milliyetçiliği tartışıyor. Milliyetçiliği tarif etmeye çalışıyor. Pratikte en azından olumsuz uygulamalarını, olumsuz yansımalarını görmemeye çalışıyor. Fakat siz, MHP’ yi eleştirdiniz? MHP’ nin parti yönetim organlarını eleştirdiniz galiba.


N.K.Z. : Hayır organlarını değil. Sadece genel başkanını eleştirdim. Çünkü MHP' de parti yönetim organları yoktur Sadece görünüşte vardır. Gerçekte hiçbir işlevleri yoktur. Zaten eleştirdiğim bu.

E.K. : Büyük birlik partisinde var mı efendim?

N.K.Z. : Büyük Birlik partisinde olduğunu biliyordum zaten. Bizim Büyük Birlik Partisi ile ve onun sayın genel başkanı ile ilişkimiz, kardeşliğimiz, dostluğumuz hiç bitmedi. Biz birlikte vaktiyle çok önemli görevler yaptık. Sonradan O başka partilerde olsa bile, biz O’ nunla hep görüştük. O milletvekili iken, ben DYP’ den milletvekili olarak Meclis’teyken de, gidip Büyük Birlik grubunda oturuyordum. Burada kendimi daha iyi hissediyorum diyordum. Böyle bir şey yok. Yani Büyük Birlik Partisi’ nde var. Büyük Birlik Partisi’ nde, Genel Başkan’ a karşı MKYK üyeleri kalkıp O’ nu eleştirecek sözler söyleyebiliyorlar. Söylüyorlar ve bundan genel başkan alınmıyor. Bunu bir mesele yapmıyor. Bu çok önemli. Yani parti içi demokrasi budur. Yani tek kişinin hâkimiyetindeki bir partide, her kararı tek kişi verdiği zaman, bu hem demokrasi kültürünün gelişmesini önler. Hem böyle partilerin iktidara geldikleri zaman, Türkiye’ de demokratik sisteme göre iş yapmaları mümkün olmaz. Çünkü böyle bir kültür almamışlardır. Hem de tek kişi her zaman yanlış kararlar vermeye mahkûmdur.

E.K. : Peki, ama bir de parti politikası partinin pratikteki yansımaları filan da önemli. Siz merkezde bir siyasetçisiniz. Biz sizi en çok Türk siyasetinde Anavatan Partisi dönenimde yaptığınız işlerden tanıyoruz. Daha doğrusu izleyenler de oradan tanıyordur. Ama şimdi dünya biraz merkeze gelirken herkes radikal noktalardan, uçlardan ortayı bulmaya çalışırken siz daha MHP ye göre kıyaslandığında belki daha ideolojik bir noktaya gittiniz. Hele milliyetçiliğin en çok tartışıldığı bir dönemde bunun ne yararı olacak? Yani, “Namık Kemal Zeybek daha uç noktada”, “Namık Kemal Zeybek daha ideolojik bir noktada” nın bir yararı olur mu?

N.K.Z. : Evet, şimdi şunu açık olarak ortaya koyayım. Türkiye Cumhuriyetinin merkezi, kurulduğu günden bu yana Türk milliyetçiliğidir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’ ni Türk milliyetçileri, tarihin gördüğü en büyük Türk ve Türk milliyetçisi olan Mustafa Kemal ATATÜRK kurmuştur ve devleti Türk milliyetçiliği sistemi ve fikriyatı üzerine kurmuştur. Bunu merak edenler, derinini araştırmak isteyenlere söylüyorum; Ziya Gökalp’in Türkçülüğün Esasları ve diğer kitaplarını okusunlar. Çünkü modern anlamda Türk milliyetçiliğinin fikir babası Ziya Gökalp, uygulamasını gerçekleştiren ise büyük Mustafa Kemal Atatürk’ tür. Bir Ziya Gökalp’ e baksınlar, bir de Atatürk’ ün yaptıklarına baksınlar. Arada yüzde yüz çakışmayı görecekler. Yani bizim cumhuriyetimiz, Türk milliyetçiliği üzerinde kuruldu. Ama bu ideolojik anlamda, fikriyat anlamında, düşünce sistemi anlamındaki Türk milliyetçiliğidir. Burada evet duygu vardır. Bu duygu Türk’ ü sevmek duygusudur. Milleti sevmek duygusudur. Ama bunda bir de düşünce vardır. Düşünce de, o milleti oluşturan değerleri geliştirmek ve o değerlerin topluma hâkim olmasını sağlamak. Yani gelişmeyi, kök değerler üzerinde yükselmekte bulmaktır. Atatürk’ ün yaptığı buydu.

E.K. : Efendim pratikte milliyetçilik; sokakta, kahvede, sohbetlerde başka türlü üretiliyor. Ve o üretildiği mekanizmadan da Hrant Dink cinayetinden sonra oluşan etki-tepki yaklaşımı ya da Hran Dink cinayetinin ta kendisi belki milliyetçiliği yanlış tanımlayanların, milliyetçilik tanımlamasını bir Ermeni’ ye saldırarak göstermesiyle ortaya çıkıyor. Bu milliyetçilik, ideolojik anlamda ortaya çıkan koyu milliyetçilik, tepkiyi de yeniden üreten bir atmosferi yaratmıyor mu?

N.K.Z. : Şimdi bakınız, esas problem burada işte. Yani Türkiye Devleti, Mustafa Kemal Atatürk’ le birlikte hep milliyetçilik doğrultusunda gitmiştir. Ve Türkiye’ de milliyetçi iktidarlar uzun zaman egemen olmuşlardır. Dolayısıyla milliyetçilik zaten hayatın içinde ve uygulama alanındadır. Şimdi sizin sözünü ettiğiniz milliyetçilik, ideolojik anlamda fikriyatı olan yani mesela Gökalp çizgisine, Atatürk düşüncesine dayalı bir milliyetçilik değil. Bu milliyetçilikten uzaklaşmanın meydana getirdiği psikolojik ortamın oluşturduğu tepki milliyetçiliğidir. Tam tersine ideolojik milliyetçilikten uzaklaşıldığı için –Nasıl uzaklaşıldığı için? Yani Türkiye şamar oğlanına döndü. Nasıl şamar oğlanı? Avrupa Birliği ‘ne giriş süreci diye bir masal peşinde giderken Avrupalılar bize; “Sizin babalarınızı Ermenileri kestiler, sizin babalarınız katildir, bunu kabul edin!” diye baskı yapıyorlar. “Siz kendi kendinizi bölün, azınlıklara ayrılın” diye baskı yapıyorlar. İçimizden yapay azınlıklar oluşturmaya çalışıyorlar. Türklüğe hakaret ediyorlar. Yani bütün bunlar uzantıları. Türkiye’ deki uzantıları da Türklüğe, Türk Devleti’ ne, böyle bir haçlı seferleri gibi saldırıyorlar. Bakınız oluşan milliyetçilik, halkta oluşan, gençlerde oluşan bu tepki milliyetçiliğinin, ideolojik milliyetçilikle bir ilgisi yok. Bu duygu milliyetçiliği ve tepki milliyetçiliğidir.

E.K. : Ama milliyetçilik üretildiği zaman, onun karşısında da 17 yaşındaki çocuk kendisi tarif edebiliyor.

N.K.Z. : Efendim milliyetçilik üretilmez. Türkiye’ de tabii olan milliyetçiliktir zaten. Yani Türkiye’ de herkes milliyetçi olmalıdır. Anayasaya göre böyledir. Yasalarımıza göre böyledir. Milli Eğitim Bakanlığı’ nın eğitim sistemi budur. Sadece bizde değil, dünyanın her yerinde devletler, toplumlar insanlarını milliyetçi yapmaya uğraşırlar. Çünkü milliyetçilik toplum için güç kaynağıdır. Şu iyi anlaşılsın; bir kişi, bir genç insan ama arkasında neler var bilmiyoruz. Arkasında neler olduğu daha ortaya çıkmadan herkes fetvalarda bulunuyor. Aceba bunun arkasında, bütün bu ortamı sağlamak isteyen karanlık güçler yok mu? Şimdi şunu söyleyeceğim. O İstanbul’ da, elbette ki birçoğu iyi niyetle var. Birçoğunun arkasında neler olduğunu bilemiyorum. Kuşkulanıyorum. Biz Ermeniyiz diye on binler yürütenler, o yürüyen her bir kişinin Türkiye’ de bir milyon kişinin tepkisine yol açacağını bilmiyorlar mı?

E.K. : Biz bu cinayeti tasvip etmiyoruz anlamında söylemiş bir şey değil mi?

N.K.Z. : Efendim ama kolay değil. Türkiye’ de yaşıyoruz biz. Türkiye acı çekiyor. Türkiye, Ermeni soykırımı iddiası ile ezilmeye baskı altına almaya çalışılıyor. O cenaze töreninin nelere mal olacağını acı acı hepimiz göreceğiz ve görmeye de başladık. Bunlar yanlış şeyler.

E.K. : Son soru. Siz yeni bir siyasi kanada yelken açtınız Büyük Birlik Partisi’ nde. Seçim sürecinde Milliyetçi Hareket Partisi ile ilgili bazı tahminler var. Büyük Birlik Partisi eğer yeniden bir rüzgâr alırsa sandıkta milliyetçi oylar bölünür bölünmez gibi bir tartışması varmış şimdi milliyetçilerin.

N.K.Z. : Efendim şimdi, Büyük Birlik Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi’ nin almış olduğu oylara gözünü dikerse, onlara talip olursa, bunun hiç anlamı olmaz. Yani Milliyetçi Hareket Partisi’ nin kamuoyu yoklamalarına göre barajı aşıp aşamayacağı tartışılıyor.Diyelim ki aşacak. Yani diyelim 10’ dan fazla oy alacak. Yani bunun yarısını alsa, dörtte üçünü alsa ne olur? Dolayısıyla bizim meselemiz Milliyetçi Hareket Partisi ile değil. Yani Büyük Birlik Partisi, ne Milliyetçi Hareket Partisi’ ni hasım görmektedir, ne karşıt görmektedir. Biz o partiyle uyuşamadık ve de onlar bizimle uyuşamadı, anlaştık. Şimdi yeni bir çizgide, yeni bir yolda, halkımızın problemlerine ve dertlerine sahip çıkarak, Türkiye’ ye sahip çıkarak, Türk milliyetçiliği bayrağını düzelterek-yukarılara kaldırarak halkla bütünleşmek istiyoruz. Yani Milliyetçi Hareket Partisi yoluna gitsin, biz kendi yolumuza gideceğiz.

E.K. : Çok teşekkür ederiz.
N.K.Z. : Ben teşekkür ederim.

Haber: Av. Mehmet Ali Turgay Kurtbeyoğlu

Yorum (yok) Yorum yaz!

24/1/2007 ·

Yazıcıoğlu O fotoğrafı açıkladı

       

 

Hrant Dink cinayetindeki kilit isim Erhan Tuncel'in BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'yla aynı fotoğraf karesinde çıkmıştı. Yazıcıoğlu, fotoğrafı açıkladı.

Cinayet kapsamında gözaltına alınan gençlerin BBP üyesi olmadığını belirten Yazıcıoğlu, "Şimdi ne olmuş yani, beraber fotoğraf varsa ne olmuş. Nereye varılmak isteniyor. Kişi ile ilgili özel bir araştırma yapmadım. BBP üyesi olduğunu sanmıyorum, ama ocağa, gençlerin arasına gelmiş-gitmiş olabilirler. Görürsem şahsen tanıyabilirim, bunların hiç bir önemi yoktur. Her fotoğraftan bir suçlu mu ihdas edeceğiz?" dedi.

Yazıcıoğlu, Dint cinayetinin baş azmettiricisi olduğu iddiasıyla dün gözaltına alınan KTÜ öğrencisi Erhan Tuncel ile Trabzon ziyaretinde çekilmiş bir fotoğrafın gazetelerde yayınlanmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Türkiye'nin her yerine gittiğini ve basın toplantıları yaparak, halkı gezdiğini söyleyen Yazıcıoğlu, "İnsanlarla aramda koruma duvarları yok. Ben Türk Milleti'nin kendisiyim. Yanımda, yöremde, arkamda kim vardır diye bakmam. Şimdi ne olmuş yani, beraber fotoğraf varsa ne olmuş. Nereye varılmak isteniyor. Soruşturmanın gizliliğine rağmen, sanki soruşturmanın içinden bir bilgi almış gibi davranarak, suçlu ihdas etme gayretleri görüyorum" diye konuştu.

Sözkonusu fotoğrafın yayınlanmasının iki nedeni olduğunu savunan Yazıcıoğlu, "Birinci nedeni, soruşturmayı yönlendirerek bir yere varmak, ikinci nedeni ise soruşturmanın içinde varmış gibi göstererek bizi baskı altına almak ve susturmak istiyorlar" ifadesini kullandı.

Cinayetten sonra BBP ve Türk Milliyetçiliğine yönelik saldırıların artık edep sınırlarını aştığını belirten Yazıcıoğlu, bu yayınları yaparak kendisini hedef göstermek isteyenlerle yargı yoluyla hesaplaşacağını kaydetti.

"Ne olmuş yanımızda arkamızda fotoğraf varmış. Olmuşta ne olmuş, nereye varmak istiyorsunuz?" diye soran Yazıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi dikkat edin, bir kesim Türklüğe ve Türk değerlerine hakaret edecek, Türk Milleti'ni sanık sandalyesine oturtacak, milleti mahkum, toplumu tahrik edecek, sonra bu toplum içinden iki genç bir şey yapacak. Ardından bunun arkasında milliyetçiliği ve milli olan ne varsa suçlu sandalyesine oturtacaksınız, yok böyle bir şey. Millet olarak bu cinayeti nefretle kınadık. Ancak cinayetten sonra cenaze üzerinden yapılmak istenenler açıkça ortaya çıkıyor. Ne kadar şer güç varsa bir araya geldi, Millete hakaret ediyor."

Türkiye'nin huzurunu bozmak, ülkenin milli birliğine dinamik koymak ve milletin değerlerini çökertmek amacıyla ciddi bir operasyon başlatıldığını iddia eden Yazıcıoğlu, cinayete adı karışan zanlılarla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

"Şu anda ortada bir çok isim var, bunlar mahkemeye intikal etmiş, yargı safhasında. Bunların suçlu olup olmadığı daha belli değil. Suçlu mu değil mi belli değil, hangi noktalarla irtibatlı belli değil. Kişi ile ilgili özel bir araştırma yapmadım. BBP üyesi olduğunu sanmıyorum, ama ocağa, gençlerin arasına gelmiş-gitmiş olabilirler. Görürsem şahsen tanıyabilirim, bunların hiç bir önemi yoktur. Her fotoğraftan bir suçlu mu ihdas edeceğiz. Yani her fotoğraf karesini alıp oradan bir mahkememi kuracağız. Önce yargıya gidilir, yargı safhasında soruşturma gizli yapılır. Sanki emniyetten ve dosyadan bilgi almışlar gibi bunu basına intikal ettiriyor, buradan yönlendirme yapıyorlar. Ben buna kızıyorum. Yoksa nereye giderse oraya kadar gidecek. Nereye kadar gidecekse oraya kadar gitsin, yargı sonuna kadar götürsün, götürmesi lazım.

Nereden çıkardık suçlu mu değil mi? Herkesi daire içine almanın ne almanı var. Muhsin Yazıcıoğlu tanınmayan biri mi de daire içine alınıyorum. Futbol takımında oynamış ve resim çekilmiş. Şimdi futbol takımında birlikte oynadığı herkes suçlu mu? Girmişte olabilir, çıkmış da olabilir, çevrede de olabilir. Önemli olan yargının varacağı süreçtir. Sonuna kadar gidilsin, aslı ortaya çıkarılsın."

 

sonsayfa.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::